06 Oca 26 - Sal 10:20:am Sine-i Millet
Dark Light

Blog Post

Sine-i Millet > Articles by: sineimillet

ZÜLEYHA’DAN ZİNDANA MEKTUP

Hasret Topçu’nun kaleminden… Yusuf’um bak bana benim ZüleyhaKoca Tur’u gördüm orada MusaYüzünde bitkinlik elinde asaSakın beni sorma eksik kalırım Yusuf’um duy beni sesler ZüleyhaBir od’a düştüm ki Halil oradaLeyla’yı sırtlamış mecnun karıncaSakın beni sorma ıssız kalırım Yusuf’um yağ bana toprak ZüleyhaGemiyi de gördüm Nuh da oradaKulağında tufan dilinde yaraSakın beni sorma kurak kalırım Yusuf’um sez […]

devamını oku

KAPALIÇARŞI SEYYAHI

*Hasret Topçu’nun kaleminden… *Türkiye Yazarlar Birliği Kapalıçarşı Şiir Yarışması Türkiye Birinciliği (2017) Kıtalar yaşındayımÖlmüş tüm medeniyetler şahitlerimdirBağrımda otağ kurmuşlar vakti zamanındaBir kervan misali akmış önümden ömrümBir ben görememişim Kokuşmuş rıhtımlardan sürdüm zaman atını gül kokulu diyarlaraAh şu ansız ve zamansız ruhumBir mirası görmek için girdim beşer kılığınaValidesini yitirmiş bir çocuğun ruhunu ödünç almışım Altın pırıltılı […]

devamını oku

GÜZEL OLMAZ MIYDI?

Ali Oruç’un kaleminden… gülüşünde binbir tane hayal besledimbir kere bana gülsen güzel olmaz mıydı?diyemedim aşkımı herkeslerden gizledimsadece sen anlasan güzel olmaz mıydı? hem güneşi hem ayı verseler de elimeadından başkasını söyletemezler dilimebülbül sesi gibi gelir söylediğin her kelimebiraz bana mırıldansan güzel olmaz mıydı? sana çıkan tüm yollarda ayaklarım sendelersensizlikten gelişmemiş yoksul kalmış beldelerhasretinden halim ziyan, […]

devamını oku

Ölümü Yaşatmalıyız, Üç Frenk Havası Üzerine

Rıza Can Aşık’ın kaleminden… Ölümle ilk tanışmamız ölüme dair ilk tecrübemiz başkasının ölümüdür. ‘’Başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları çeker ölümü bizim için’’ Başkasının ölümüne şahitlik etmek aynı zamanda yaşadığımızın ifadesidir. Sonra kendi ölümünü düşünür insan. Nerde, nasıl, kaç yaşında… Ve ölümün kendisini düşünür insan. Olmak ve ölmek. Olmuşla ölmüşe çare yok der eskiler. […]

devamını oku

Aşkımdan Değil

Yusuf Onbaşıoğlu’nun kaleminden… Kasvet akıyor bugün damarlarımdanKemiklerimin kırılıp yanışındanBir tek sana yokum artık zamandaYağmurda ıslanmış kağıttan aşkında Kızamam sana insanlığındanBilemezsin ki ah küçüksün aşkımdanGerçeğe çeyrek vardı pembe bakışındaSon bir kez inandım susamış aklımla Bugün sokaklar senden uzunduAncak şeker dilinden değilYağmurlar senden soğuktuAncak sıcak teninden değil Bugün cennet senden çirkindiAncak pamuk yüzünden değilBugün İstanbul büyüktüAncak çaresiz […]

devamını oku

Kemankeş Katilim

Hifa Berre Toprak’ın kaleminden… Bir sonbahar ikindisi, Güneş batmaya beş kalaydı umudumu ciğerlerimden taşıra taşıra soluyarak çıktığımda dar yokuşlarından İstanbul’un…Yine aynı umutla döneceğimi sandığım bir gençlik öğleninde,Bileklerimden damlayan kanlarla arkamda izler bırakarak indiğim yine aynı o dar sokaklarda,Silüeti ayaklarıma seriliyorken İstanbul’un,Ve bir kemankeşin yay tutan bembeyaz parmaklarına, nemli gözlerle dalga dalga ruhuma işleyen siyah bir […]

devamını oku

Edip Cansever’in “Ben Ruhi Bey Nasılım” Eserinden Bir Alıntı

küçük burjuvalığa eleştirel bir bakış … KISA BİR NOT:KONAKTA SON GÜN VE… Ve yıllarca sonra kadının ölüsünüBir bulantı cenazesi gibi kaldırdılar içimden. O gece konağın bütün lambalarını yaktımElimde bir içki şişesiyle benSanki bir insan şehrayini vardı da, benGecesiz bir sarışındımGecesiz bir sarışındım ve işteBütün kapıları açtım kapadımKırdım parçaladım elime ne geçtiyseBiblolar mı olur, yağlıboya tablolar […]

devamını oku

Onlar İçin Minibüs Şarkısı – Cemal Süreya

Eşyanın konumunu biçimini rengini almışlardırKoltuğa oturdular mı koltuğun boyuna eklenir boylarıPat pat pat diye gülerler bir motosiklet neşesiyleAma zariftirler de bir bisiklet kazasında ölmeyi akıl edecek kadar,Patatesin ağaçtan mı koparıldığını tartışacak kadar naiftirler de,Hakçası bilmedikleri yoktur, bütün balık adlarını bilirler bir kere,Lunapark beğenisiyle düzenlenmiştir yatak odaları,Kadındırlar nişanlıları kendilerine ada falan armağan ederlerDardırlar da, söz aramızda, […]

devamını oku

ŞEHİRLİLERİ NİÇİN ÖLDÜRMELİYİZ?

(Şükrü Erbaş’ın “Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz” şiirine bir nazire) Çünkü onlar hafif meşrep insanlardırDeğişen bir dünyaya karşıHiçbir duruşları olmadanKendilerine dayatılan her şeyi kabullenerekLümpen gibi yaşarlar.Aptal ve ikiyüzlüdürler.Karşısındakini kandırdıklarını sanarak yalan söylerler.Beş kuruş paraları olmasa daPahalı markalar giymek gibi takıntıları vardır.Her şeyi ciddiye alır ve gerilirler.Yağmuru, rüzgarı ve güneşi gördüklerinde telefonlarına yapışır ve manzara fotoğrafı çekerler.Birbirlerinin arkasından […]

devamını oku

REYTİNG

nağmeler ardı sıra elinde aynı mızrapbirazcık değsin diye sorguluyor her zamanaynı soru güftede, şarkıda farklı cevapiki yay gibi doğru, eğrilmiş gibi yaman. sokaklar var caddeler, yerde gökte numaragayrı köşe tutulmuş kimse bizi tanımazkitaplarda tuz yazar, açık seçik bir yaraölü gibi yaşayan bil ki asla farımaz. ben seni izliyorum, oldum olmaz olasımeyli yanlış verdiğin gülüşünden bellidirbilindikçe […]

devamını oku