26 Ara 25 - Cum 7:30:pm Sine-i Millet
Dark Light

Blog Post

Sine-i Millet > Articles by: sineimillet

Aşkımdan Değil

Yusuf Onbaşıoğlu’nun kaleminden… Kasvet akıyor bugün damarlarımdanKemiklerimin kırılıp yanışındanBir tek sana yokum artık zamandaYağmurda ıslanmış kağıttan aşkında Kızamam sana insanlığındanBilemezsin ki ah küçüksün aşkımdanGerçeğe çeyrek vardı pembe bakışındaSon bir kez inandım susamış aklımla Bugün sokaklar senden uzunduAncak şeker dilinden değilYağmurlar senden soğuktuAncak sıcak teninden değil Bugün cennet senden çirkindiAncak pamuk yüzünden değilBugün İstanbul büyüktüAncak çaresiz […]

devamını oku

Kemankeş Katilim

Hifa Berre Toprak’ın kaleminden… Bir sonbahar ikindisi, Güneş batmaya beş kalaydı umudumu ciğerlerimden taşıra taşıra soluyarak çıktığımda dar yokuşlarından İstanbul’un…Yine aynı umutla döneceğimi sandığım bir gençlik öğleninde,Bileklerimden damlayan kanlarla arkamda izler bırakarak indiğim yine aynı o dar sokaklarda,Silüeti ayaklarıma seriliyorken İstanbul’un,Ve bir kemankeşin yay tutan bembeyaz parmaklarına, nemli gözlerle dalga dalga ruhuma işleyen siyah bir […]

devamını oku

Edip Cansever’in “Ben Ruhi Bey Nasılım” Eserinden Bir Alıntı

küçük burjuvalığa eleştirel bir bakış … KISA BİR NOT:KONAKTA SON GÜN VE… Ve yıllarca sonra kadının ölüsünüBir bulantı cenazesi gibi kaldırdılar içimden. O gece konağın bütün lambalarını yaktımElimde bir içki şişesiyle benSanki bir insan şehrayini vardı da, benGecesiz bir sarışındımGecesiz bir sarışındım ve işteBütün kapıları açtım kapadımKırdım parçaladım elime ne geçtiyseBiblolar mı olur, yağlıboya tablolar […]

devamını oku

Onlar İçin Minibüs Şarkısı – Cemal Süreya

Eşyanın konumunu biçimini rengini almışlardırKoltuğa oturdular mı koltuğun boyuna eklenir boylarıPat pat pat diye gülerler bir motosiklet neşesiyleAma zariftirler de bir bisiklet kazasında ölmeyi akıl edecek kadar,Patatesin ağaçtan mı koparıldığını tartışacak kadar naiftirler de,Hakçası bilmedikleri yoktur, bütün balık adlarını bilirler bir kere,Lunapark beğenisiyle düzenlenmiştir yatak odaları,Kadındırlar nişanlıları kendilerine ada falan armağan ederlerDardırlar da, söz aramızda, […]

devamını oku

ŞEHİRLİLERİ NİÇİN ÖLDÜRMELİYİZ?

(Şükrü Erbaş’ın “Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz” şiirine bir nazire) Çünkü onlar hafif meşrep insanlardırDeğişen bir dünyaya karşıHiçbir duruşları olmadanKendilerine dayatılan her şeyi kabullenerekLümpen gibi yaşarlar.Aptal ve ikiyüzlüdürler.Karşısındakini kandırdıklarını sanarak yalan söylerler.Beş kuruş paraları olmasa daPahalı markalar giymek gibi takıntıları vardır.Her şeyi ciddiye alır ve gerilirler.Yağmuru, rüzgarı ve güneşi gördüklerinde telefonlarına yapışır ve manzara fotoğrafı çekerler.Birbirlerinin arkasından […]

devamını oku

REYTİNG

nağmeler ardı sıra elinde aynı mızrapbirazcık değsin diye sorguluyor her zamanaynı soru güftede, şarkıda farklı cevapiki yay gibi doğru, eğrilmiş gibi yaman. sokaklar var caddeler, yerde gökte numaragayrı köşe tutulmuş kimse bizi tanımazkitaplarda tuz yazar, açık seçik bir yaraölü gibi yaşayan bil ki asla farımaz. ben seni izliyorum, oldum olmaz olasımeyli yanlış verdiğin gülüşünden bellidirbilindikçe […]

devamını oku

FUTBOL BORSADA DEĞİL ARSADA GÜZELDİR

Rıza Can Aşık’ın kaleminden… Futbolla yatıp futbolla kalkıyoruz. Futbol öyle bir güç ki bugün yeri geliyor ülkenin siyasetine yeri geliyor sermaye odaklarının rekabetine sahne oluyor. Milli maçlarda kıtalar fetheden bir ruh, lig maçlarında fetret devrinin şehzade kavgalarını andıran müsabakalar izliyoruz. Neredeyse küçük bir ülkenin bütçesine sahip kulüplerin transfer yarışları, birbirinin oyuncularını alma kavgaları, arma aşkına […]

devamını oku

PERDE ARKASINDA

Yusuf Vatan Özer’in kaleminden… Kaldıramadım hakkımda söylenenleri;Bir fetih kiFatih’in İstanbul’u gibi,Dillere düşmek senin aşkınla,Yavuz’un çöllere düştüğü gibi. Unuttum Mecnunu, Ferhat’ı, Kerem’i;Kandillere adını fısıldayan zor zalimi.Hakkı aramak senin aşkınla,Baş kaldırmakBolu beyine,Köroğlu gibi. Kudüs’e kucak açan sultan Selahaddin,GözlerinGönlümün baş kenti.Ötelerden gelen kutsal fermanla,Kucaklamak,Koklamak,Öpmek seni. Kandırıyor gölgesinde seni, beni;Karanlık diyarda lambalar hani?Ondan aldım bu Cavidan emaneti;Değil mi ki […]

devamını oku

Huzuru Arayan Heyecanın Köleleriyiz

Hifa Berre’nin kaleminden… Bir yağmur farz edersek hislerimizdeki samimiyeti,Kurak bir toprağa doğmuş suya hasret çocuklarız her birimiz.Bir eli tutmanın bin bir zincire vurulmak sanıldığı bu çağda,Heyecanın prangalarında ruhu ezilen toy kalplerdir göğsümüzde gururla taşıdığımız…Yetinmeye küs bir milletin,Vatandaşı olmuşuz huzuru arayan dilenciler şehrinin.Yokluğun ve suskunluğun kirletildiği bir dünyada,Boyanmış alınların yazısından kaçtığı birer iskelet gibi bedenlerimiz.Huzuru arayan […]

devamını oku

Aşk Diye Bildiğimiz

Mırıldanırken şol sevda türküsünü ol şeyda bülbülUmmadık ummanlara düşüp seyran ettirirDalından koparırsan solmaz mı ol kırmızı gülElbette uzaktan izlemek belki de gönlü eritir Mesele ne gül ne de bülbül mesele har içinde yanan gönülDeğmişse aşktan bir parça gönle kimisine imtihan olur kimine ödülKimisine hasretten yol olur dönmez de yürürKimisine aşk içinde meşk, meşk içinde sürur […]

devamını oku