24 May 26 - Paz 1:15:pm Sine-i Millet
Dark Light

Blog Post

Sine-i Millet

GÜLECEĞİM

Osman Akbaş’ın kaleminden… Gece sabaha elbet varır diyorsunNe kadar sürecek bilemiyorum.Öyle cevapsız ki bazı sorularHeceler ağzımda, dökemiyorum. Öylece kalakaldım kendimle yineSeninle cezalı aklımla fikrim.Ecel gelip beni kurtarsa bileYaşarken ben bunu beceremedim. Söylesene cennette yerin neresi?Bense cehennemin en dibindeyim.Gözüm görse cemalinin bir zerresini,Alevlerin içindeyken de güleceğim. -Osman Akbaş- * * Her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple yazı […]

devamını oku

ENE’L-AŞK

Ali Oruç’un kaleminden… sen yoksan tadı tuzu yoktur en lezzetli yemeğinsen yoksan ne anlamı var ki kavganın ve emeğinsen yoksan nefes almak amaçsız bir deneyimsen bende vardın, ben sende var oluyorum. sen yoksan çiçeklerin üstü kaplar kırağısen yoksan bedenim, tanrının bir çırağısen yoksan niye beklerim hayat denen durağı?sen bende vardın, ben sende var oluyorum. sen […]

devamını oku

BİR ÇOŞKUNUN SEYRİNDE

Beyza Kaya’nın kaleminden… Bahar gelince gevşiyorum,engin yeşil kırların karnındaeğliyorum hülyamı. Isırganlar arasından sızan ışık,bir prizmaya çarpıp saçılınca,kulakta açan kirazlarve leylaklarla öpüşünce Bahar… Salınan otlar arasındansüzülen zamansızlıkyayılıyor boşluğun yankısında Bahar geldi. Kumda bedenimmecalsiz kalıp çivilendi. Uç, uçabildiğin kadar bayırlardan;gökyüzüne dal,seni sevdiğimi hatırla! Zamanı dondurupanılara konmak…budur işte yaşamak. Toprağın dirilişini kutlayan ellerimgöğsüme dokunupŞifa saçıyor bana. Akışın sarhoşluğundanuzayan […]

devamını oku

HAYTA

Ali Oruç’un kaleminden… anlayın beni sokağıma bakan pencerelerimüstünüze yapışan kirlerdi eskimişliğimbuğulandıkça içim, tanrıya döndüm yüzümügözlerim kıskansa da o kıskanmazdı maharetlerimiinsan denen varlığın en kibirli aksanıydı bedenimhayta şairlerle kıyaslamakla geçti ömrüm kendimihâlbuki elle tutulur tek bir şiirim yokbir kere elim kalemi tutagörsün, o an kaçar ilhamımperilerim gidince yazmaya başlarım şiirlerimitıpkı gidenin arkasından boşa ağlamak gibi…bilmedim çeperlerimden […]

devamını oku

PROTESTO

Beyza Kaya’nın kaleminden… Halkın öfkesinden çatlayan tomurcuklar,Açacak yetimin boğuk sesini.Alkanlara bulanan kaldırımlar,Kusacak taşların hain kirini.Pankartlar, protestolar, ayaklanmalar…Uçurumu andıran bakışlarınKabul olurken yakarışları,Zalimin zulmüyle çalkalanırkenDünya,Soracak vicdanlara kanın sesini.Ve şerefli yazıcılarÜstlenecek onu;Yüce Rab,Lütfedecek kanayan topraklaraGizli feyzini. Partizan çığlıklarla birlikteBir yumruk olupİnerken halk,Tüm çare arayışlarınıSulayan imanın vahşeti.Zeytin dallarında eğlerken direnişi,Yeşil bir ışık olup yakacak alemi.Biliyoruz. Dokunulsa yanacak,Üflense hayat bulacak […]

devamını oku

FARELER VE İNSANLAR

Rıza Can Aşık’ın kaleminden… ‘’Bir artı sıfır’’ bir hayatı yaşamakla bir değer için yaşamak arasında gidip gelen George’un hayata tutunduğu tek manevi bağı, aklı kıt kudretli dev Lennie’dir. Yetersiz zekasını cüssesi kadar büyük kalbiyle tamamlamaya çalışan Lennie de yürekten bağlıdır George’a. George ve Lennie, umutları için kendilerini yollara vuran Amerikan rüyasının lanetlilerinden sadece iki kişidir. […]

devamını oku

ÇOCUKLARA DOKUZ IŞIK

Ali Oruç’un kaleminden… Milletini sev ki çocuk, milliyetin yaşasınTürk’sün sen unutma, ne değnek ne maşasınBazen Cemal, bazen Talat, bazen Enver Paşa’sınNefes aldığın müddetçe Milliyetçi ol çocuk. Türklüğün yanına İslam’ı da koy gelAlma mazlumun malını, yüreğinle doy gelTürkeş gibi dik dur, mertlik meydanında boy verNefes aldığın müddetçe Ülkücü ol çocuk. Dilin ne söylerse bedeninle orda durGarbın […]

devamını oku

Türkiye’deki Ermeniler ile İlişkilerimiz – 1

Fatih Çelik’in Kaleminden… Türkler ve Ermeniler tarih boyunca Anadolu’da birlikte yaşamış iki toplumdur. Selçuklu döneminde başlayan ilişkiler, Osmanlı Devleti zamanında daha da gelişmiş ve Ermeniler “Tebea-i Sadıka” (Sadık Tebaa) olarak anılmıştır. Yüzyıllarca Osmanlı himayesinde refah içinde yaşayan Ermeniler; ticaret, sanat, mimarlık ve devlet kademelerinde önemli görevler üstlenmişlerdir. Din ve kültür özgürlükleri korunmuş, kiliseleri desteklenmiş ve […]

devamını oku

SİGORTALI BİR İŞE GİRMEDEN MUTLU OLUNMUYOR

Rıza Can Aşık’ın kaleminden… Her gün sabahın yedisinde elinde içinde ne olduğunu bilmediğim bohça gibi taşıdığı poşeti, tıraşını olmuş baba bıyıklarını takınmış ezandan önce cami durağında görürüm onu. Her gün haftanın her günü. Yahu bir günde izin yapmıyor mu bu adam. Var bir haller bunda, sakin sakin atar adımlarını tanısın tanımasın kimseye selamını esirgemeden geçmez, […]

devamını oku