29 Mar 26 - Paz 9:48:am Sine-i Millet
Dark Light

Blog Post

Sine-i Millet > Köşe Yazıları > SİGORTALI BİR İŞE GİRMEDEN MUTLU OLUNMUYOR

SİGORTALI BİR İŞE GİRMEDEN MUTLU OLUNMUYOR

Rıza Can Aşık’ın kaleminden…

Her gün sabahın yedisinde elinde içinde ne olduğunu bilmediğim bohça gibi taşıdığı poşeti, tıraşını olmuş baba bıyıklarını takınmış ezandan önce cami durağında görürüm onu. Her gün haftanın her günü. Yahu bir günde izin yapmıyor mu bu adam. Var bir haller bunda, sakin sakin atar adımlarını tanısın tanımasın kimseye selamını esirgemeden geçmez, esnafız komşuyuz ıskalamaz hiçbirimizi. Yüzünün kırışları, açılmış alnının dışında siyahtan beyaza keskin geçişler yapan bakımsız kalın ama taranmış saçları her şeye rağmen yaşıyorum, ayaktayım der gibi gelir bana. Akşam altı oldu mu döner, yandaki bakkaldan sarma sigarasını alır varsa bir çay rica eder on beş yirmi dakika oturur çayıyla sigarasını içer gider… Her gün ama her gün…

Bir gün yine denk geldik bey amcayla, “varsa bir çayını içerim evlat’’ tabi amcam ne demek buyur otur hemen getirelim. Fırsat bu fırsat kendime de bir çay aldım geçtim bey amcanın yanına. Nasılsın seremonisine hiç girmeden sıcak bir giriş yapmak istedim, hemen “ee bey amca sen ne iş yapıyorsun’’ deyiverdim. “Bekçiyim ben’’ dedi. “Neyi bekliyorsun böyle her gün’’ hafif bir tebessümle sordum bu defa. İnşaat bekçiliği yapıyorum, dedi tam da merak ettiğim yere kendisi bağlayıverdi sohbeti, sanki sormamı bekliyormuş gibi. Belki de içine dert olduğundan bu soru sorulduğunda herkese hemen bu cevabı veriyordu. Sonra devam etti, otuz sene çalıştım dedi yatırmamışlar sigortamı emekli olamadım primlerim eksik ondan bekçilik yapıyorum. İçtiğim çay birden zehir oldu boğazıma yapıştı yudumum, demek bu saçların akı bundan düşmüş anlaşıldı, koca bir hayatın emeği çöptü yani, diye aklımdan ilk fikirler geçerken o anlatmaya devam etti. Sabah yedide giderim akşam altıda gelirim, okula gidiyor kızım boyumuzu geçtiler büyüdüler. Hayırlısıyla bir bitirsin üniversiteyi. Hayırlısıyla…

Bey amcamın geçmişini, söze olan güveni, biraz ihmalkarlığı, çokça dürüstlüğü, sömüren yalanı adet edinen küçük büyük her paranın düşkünü açgözlü tüccar kafalı çakal patronu; geleceğini ise bu mikro tüccarın makro boyutuna erişmiş sistemli analitik düşünmeyi becerebilen yalanlara politik ve hukuki gerekçeler üretmekte ustalaşmış, teşkilatlı -kendi gibileriyle- günlük siyasi çıkarlara milyonlarca insanın emeğini birikimini umudunu harcamaktan çekinmeyen hayali dünyalar satan -üniversite- düzenin becerikli bir oyuncusu çalmıştı. Evet ve her ikisinin de en büyük pazarı temiz, küçük dünyalarından, ailelerinden başka hiçbir şeyi olmayan insanlardı. Onları kandırmak kolaydı çünkü masum düşünür böyle insanlar, üstelik yalanlarla değil doğrularla kandırılır bu garipler. Vatan için dersiniz, millet için dersiniz, aileniz için dersiniz, kızınız için dersiniz ve hemen inanırlar. Çünkü kutsallarına sadıktır bu insanlar. Parasını da canını da seve seve verirler değerleri için. Ne bilsindi altmışlarındaki amcam ve onun yirmilerinin başında gencecik kızı; çiğköfteci açılır gibi üniversite açılan bir ülkenin bu çürümüş kurumundan mezun olduğunda eline tutuşturulan diploma denen kağıdın niteliksiz köle demek olduğunu ve o diplomanın elde edilebilmesi için koca bir ömrün, ömürde yetmez yanında geleceğin feda edilip bedavaya harcanacağını. Aileden kalan üç beş tarla satılır dershaneye gönderilir çocuk diploma için, kemerler sıkıldıkça sıkılır yediğinden içtiğinden kesilir yurt parası ödenir diploma için, burs çıkmaz kredi çıkar iş yokken borçlanma başlar diploma için, çalışsan da çalışmasan da iddia maçı oranı gibi atama yapılır yılların geçer atanma beklersin diploma için, yaş otuzlara gelir evlilik hayat kurmak telaşı başlar bunlar ertelenir diploma için, sonunda vazgeçilir bu sevdadan lanet olsun diplomasına… Girersiniz bir güvenlik kursuna belge için hop oldunuz güvenlik. Tam kadınlara uygun bir iş. İşkurdu, dayısıydı, ayısıydı sokuverirsiniz başınızı bir yere. Yaş otuz beş yolun yarısıdır artık. Başlarsınız bir yerin güvenini beklemeye. Oranın güveni size emanettir artık. Bir bakmışsınız babayla aynı kaderi paylaşıyorsunuz ama en azından sigortalısınızdır…

-Rıza Can Aşık-

*

*

Her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple yazı ve şiirlerin bu sayfadan başka bir yerde yayınlanması yasaktır. Ancak; kaynak, yazar ve şair ismi belirtilerek ya da site bağlantısı eklenerek paylaşılabilir. Aksi paylaşımlar 5846 sayılı kanuna tabidir.

Visited 14 times, 1 visit(s) today

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir