Rıza Can Aşık’ın kaleminden…
Bugün 26 Mart 2026, bu tarihten tam 113 sene evvel Balkan Harbi’nin sonlarına doğru Edirne, Bulgar ve Sırp birliklerine teslim oldu. Edirne’de dünyaya gözlerini açmış bir Rumeli Türkü olarak ben de yörenin acılarını anılarını söyleyen türkülerle büyüdüm. Hep geldiğimiz yerlere bir özlemi anlatan o türküler yaşadığımız bu güzel şehri de anlatırdı bizlere. Nenelerimizden dedelerimizden dinlediğimiz savaş hikayelerini üzerine bastığımız toprakta yaşandığını bilerek hayalimizde canlandırır sanki siperlerde bizlerde silah kuşanıp top güllelerinin gümbürtüsünden irkilirdik. Hangi sokağına adım atsak eskilerden bir hatıra muhakkak göreceğimiz şehrimizde, bu tarihi lezzeti tatmak da zor olmuyordu. Geçmiş ve bugün hala kol kola yaşıyordu.
İşte bugün şehrimizde coşkuyla şehitleri andığımız bir gün yaşanıyor. Ben de bu önemli güne bir not düşmek istedim.
Balkan Harbinde yaralı askerlerimizi tedavi etmek amacıyla Osmanlı Devleti’nin en büyük hastanelerinden birisi inşa edilmiş, savaş boyunca şehit olan mehmetçikler de bu hastanenin biraz ilerisindeki alana defnedilmiş. -Bugün asker hastanesi şehitliğinin olduğu yer- Hastane, Birinci Dünya Savaşı’nda da hizmet etmiş, Çanakkale ve Galiçya cephesinden gelen yaralı mehmetçiklerden şehit olanlar yine bu kabristana Balkan Savaşı’ndaki kardeşlerinin yanına ebedi istirahatgahlarına tevdi edilmiş. (Türkiye’nin bugün Çanakkale Şehitler anıtından sonra en büyük şehitliğidir. Şehitlik olmadan evvel tarlalarda savaşın yerlerini keşfetmeye çalışırken dikkatimi çekmişti bu yer, yüz yıla yakın yetim kalmıştılar) Savaşlar bitmiş Osmanlı yıkılmış cumhuriyet kurulmuş gel zaman git zaman garibler unutuluvermiş. Rüzgar, yağmur, çamur, kar, fırtına derken mevsimler gelip geçmiş mezarlarını ha yuttu ha yutacak bir tutam taşlarının ucu kalıvermiş toprağın üzerinde.
Toprak unutunca geçmişi zihinlerde unutuverir, hatta bazı zamanlar olur ki toprak insandan daha vefalıdır. Tüm kudretine rağmen doğa o hatıraya hürmet eder izlerini bir hazine gibi korumak için örter ama ben buradayım bakın beni unutmayın demesine de müsaade eder. Yine de insan pek unutkandır. Yaşanan onca acı felaket zamanla uçup gitmiş zihinlerden.
Vakit yirminci yüzyılın yetmişli yıllarına geldiğinde haymaz bir tüccar kamuya ait bu araziyi işgal etmek ister. Dönemin belediyesine, valisine gider yolunu bulur eder şehitliği mülküne geçirir. Ertesi günü başlar ekip biçmek için şehit kabirlerinin taşlarını yıkmaya. Yıldırım ve Yeniimaret ahalisi durumu fark eder, galeyana gelir millet şehidine şehitliğine sahip çıkar da iç mihnaklar bertaraf edilir. Ancak şehit kabirlerinin büyük bir kısmı talan olmuştur geriye çok az bir kısmı kalır. Dünyada kendi eliyle şehit kabirleri yıkılıp talan edilen başka bir memleket var mıdır bilmiyorum hem de üç kuruş para için.
Bugün tüm şehir vefa borcumuzu bir nebze de olsa yerine getirdiğimiz için güzel. Edirne’de hala tarihin hatıraları kurtarılmayı ve hatırlanmayı bekliyor.
-Rıza Can Aşık-
*
*
Her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple yazı ve şiirlerin bu sayfadan başka bir yerde yayınlanması yasaktır. Ancak; kaynak, yazar ve şair ismi belirtilerek ya da site bağlantısı eklenerek paylaşılabilir. Aksi paylaşımlar 5846 sayılı kanuna tabidir.