29 Mar 26 - Paz 10:07:am Sine-i Millet
Dark Light

Blog Post

Sine-i Millet > Tarihten Notlar > Türkiye’deki Ermeniler ile İlişkilerimiz – 1

Türkiye’deki Ermeniler ile İlişkilerimiz – 1

Fatih Çelik’in Kaleminden…

Türkler ve Ermeniler tarih boyunca Anadolu’da birlikte yaşamış iki toplumdur. Selçuklu döneminde başlayan ilişkiler, Osmanlı Devleti zamanında daha da gelişmiş ve Ermeniler “Tebea-i Sadıka” (Sadık Tebaa) olarak anılmıştır. Yüzyıllarca Osmanlı himayesinde refah içinde yaşayan Ermeniler; ticaret, sanat, mimarlık ve devlet kademelerinde önemli görevler üstlenmişlerdir. Din ve kültür özgürlükleri korunmuş, kiliseleri desteklenmiş ve can, mal, ırz güvenlikleri sağlanmıştır.

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise durum değişmeye başlamıştır. Fransız İhtilali’nin milliyetçilik akımları, misyoner okulları ve özellikle Rusya, İngiltere, Fransa gibi dış güçlerin kışkırtmalarıyla Ermeniler arasında ayrılıkçı fikirler yayılmıştır. Hınçak (1886) ve Taşnak (1890) gibi komiteler kurulmuş, bu örgütler terör faaliyetlerine girişmiş, silahlı isyanlar çıkarmış ve Türk köylerine saldırılar düzenlemiştir. 1890’larda Erzurum, Kumkapı, Sasun, Zeytun, Van gibi birçok yerde isyanlar yaşanmış, 1896’da Osmanlı Bankası baskını ve 1905’te II. Abdülhamid’e suikast girişimi gibi olaylar meydana gelmiştir. 1909 Adana olayları da bu süreçteki önemli çatışmalardan biridir.

Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Ermeni çeteleri Rus ordusuyla işbirliği yaparak Osmanlı ordusunun arkadan vurulmasına, ikmal hatlarının sabote edilmesine ve sivil Müslüman ahaliye yönelik katliamlara katılmıştır. Van İsyanı gibi olaylarda birçok Türk şehit edilmiştir. Bu ihanet ve isyanlar karşısında Osmanlı Devleti, 24 Nisan 1915’te Ermeni komitelerini kapatmış ve 27 Mayıs 1915’te “Sevk ve İskân Kanunu”nu (Tehcir Kanunu) çıkarmıştır. Amaç, cephe gerisindeki isyancı ve işbirlikçi Ermeni unsurları savaş bölgelerinden uzaklaştırmak ve asayişi sağlamaktı. Tehcir kararı bütün Ermenilere değil, özellikle problemli bölgelerdeki ayrılıkçı gruplara uygulanmıştır.

Tehcir sırasında yaklaşık 438.000 – 500.000 Ermeni sevk edilmiştir. Devlet, sevk edilenlerin can ve mal güvenliğini korumak için talimatnameler yayınlamış, Emval-i Metruke Komisyonları kurmuş, malların korunmasını ve kimsesiz çocukların, dulların yerleştirilmesini emretmiştir. Ancak savaş şartları, salgın hastalıklar (tifüs vb.), açlık ve bazı eşkıya saldırıları nedeniyle kayıplar yaşanmıştır. Toplam Ermeni kaybının 30-40 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakamlar, soykırım iddialarında ileri sürülen 1-2 milyon gibi abartılı sayıların gerçeği yansıtmadığını göstermektedir.

Sonuç olarak; 1915 olayları bir soykırım değil, savaş ve isyan koşullarında alınan zorunlu bir güvenlik tedbiridir. Ermeniler yüzyıllarca Osmanlı Devleti’nde huzur içinde yaşarken, dış güçlerin tahriki ve komitelerin faaliyetleriyle devlete ihanet etmişlerdir. Tehcir kararı bu ihanetin zorunlu sonucu olarak alınmıştır. Osmanlı hükümeti suiistimalleri önlemeye çalışmış, sorumluları cezalandırmıştır. Bugün Türkiye’de yaşayan yaklaşık 70 bin Ermeni vatandaşı, Türk vatandaşlarıyla eşit haklara sahip olarak huzur ve refah içinde yaşamaktadır. Ermeni diasporası ise bu tarihi olayı siyasi bir koz olarak kullanmakta ve konunun aydınlatılmasını engellemektedir.

-Fatih Çelik-

*

*

Her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple yazı ve şiirlerin bu sayfadan başka bir yerde yayınlanması yasaktır. Ancak; kaynak, yazar ve şair ismi belirtilerek ya da site bağlantısı eklenerek paylaşılabilir. Aksi paylaşımlar 5846 sayılı kanuna tabidir.

Visited 17 times, 1 visit(s) today

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir