01 Eyl 25 - Pts 4:52:pm Sine-i Millet
Dark Light

Blog Post

Sine-i Millet

Cemil Meriç – Sağ ile Sol

Mefhumların kah gülünç, kah korkunç maskelerle raksa çıktığı bir karnaval balosu, fikir hayatımız. Tanımıyoruz onları, nereden geliyorlar bilen yok. Fir’avunlara benziyorlar, kalabalığa çehrelerini göstermeyen fir’avunlara. Ve aydınlarımız, o meçhul heyülalar için ehramlara taş taşıyan birer köle. Kavga, insanla kader arasında değil artık, insanla kelime arasında. Rüyaları o bayraklaştırıyor. Yığınlar onun için yaşıyor, onun için dövüşüyor, […]

devamını oku

Beklenmedik Bir Zaman

Umut Tolga Bulut’un Kaleminden… kömür kokusu sinmiş, soğuk çiyli bir sabahkaldırımlar uykuda, bense hala yoldayımkalbimdeki kemendle yürüyüşüm kararsız görünmeyen vücudun uzattığı koldayım sis sarmış bütün şehri, mahyalar okunmuyoracılar da yazmıyor, kandiller niye ağlakyol kenarı; işçiler, dudaklarda terennümnefes nefese kalan bende şişmiş bir dalak beklenmedik bir zaman, oysa ki beklemiştimçay bardağı lekeli, parmaklar yara bantlıbuharlı alnımın […]

devamını oku

SEBEP-MÜSEBBEP

Oktay Duyar’ın kaleminden… Sebebi var âdemin, yaşamaya, ölmeyeSebepler âleminde sürünüyoruz.Bir sebep var edilse ilelebet gülmeye, Cimrilerden tebessüm dileniyoruz. Sebep, sebep içinde kim bilir sebebi ne?Akıl noksan kalıyor, bilemiyoruz.Yüzlerce soru var zihnimde muğlak biçimde,Ne efsunlu bilmece, çözemiyoruz. Yolunun yolcusuyuz bu sırlı maceranın,Arayıp kendimizi bulamıyoruz.Aynasıyız belki de varılmaz mâverânın,Varlığından da ihsan dilemiyoruz. Sualler denizine saldı bizi bir […]

devamını oku

Marmaray Seferinde

taç yaprağı denilir şu bilinmez yüzlereberrak bir ilham verir son durakta inenlerince sızar kuytusu, siyah dallar içindeyan yana ve çok uzak köstebeği görenler baş parmakla kayıyor, yeraltında duraklarbuğulu bir istasyon ve reklamda esirlerakıyor ve akmalı yüzünden okununcakat kat pis öbek tutmuş hortlak andıran kirler -Umut Tolga Bulut-

devamını oku

AKCHMHDEMİYİSZFRAYRYYDSHÜDA PARTİSİ

Rıza Can Aşık’ın kaleminden… ”Oy vermek değiştirmesi gereken şeyleri değiştirseydi zaten yasaklanırdı.” Türkiye’deki son sürece dair bir soru işareti? Sisifos’un laneti gibi Türk milleti yıllardır kayayı taşımakla mükellef. Oturulan masa sağ kesimde küçükte olsa bir gurup insanı büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Bugüne kadar ölünmesi gereken değerler meğerse kumar masasındaki kozlardan başka bir şey değilmiş […]

devamını oku

CİLVE

kader diye ömründe bildiğin güz yarası,yaz-kış olmadan sevin bir dilek bul kendineiki hayatın dibi binbir olmaz arası,soğuk sularla yıkan bir dalga vur bendine. yosun tutma cascavlak üryan olman istenirdudakların da kuru ateşin var gibi deyitme kalyon ufukta sen gelince bilenirkıyıya kadar çamur görünmüyor dibi de. felek söylence diye kalem arsız olmuşturhiç gitmedi dilimden ah-u vah […]

devamını oku

ENVER’E NAAT

İttihatçı davanın önde gelen lideriHürriyet kahramanı, Türk’ün şanlı Enver’iGeldi ata yurdundan şehadetin haberiİslam’ın İsmail’i muradına ermişti Kalemler tükeniyor anlatırken vasfınıNe haddine piçlerin uzatmaya diliniTürklük uğruna Enver vermiştir hayatınıKararlıyız ey Paşa’m sürdürmeye davanı Türkistan mekan oldu bütün evlatlarınaAnadolu dar oldu Türk’ün bozkurtlarınaSımsıkı sarıldık biz İttihatçı davanaAllah’ım rahmet eyle Enver, Cemal, Talat’a -Ali Oruç-

devamını oku

Ben Ruhi Bey Nasılım

Rıza Can Aşık’ın kaleminden… Yok artık pek konuşmuyoruzBenim sözlerim eksildiOnunki de eksildiZaten kelimeler sonludurÖyle değil mi Donuk donuk bakışıyoruzBen ölüme iyice yakınO yaşamaktan uzakÖyle bir gök içinde durmuş gibiyiz Anlamaya başlayıp zevkine varmanın yıllarımı aldığı, hala her okuduğumda bende derinleşen yeni anlamlar ve imgeler yaratan Edip Cansever’in öykü tarzını şiire uyarladığı, şiirinin zirvesi gördüğüm muazzam eseri; […]

devamını oku

Namus Belasına Kardaş Döktüğümüz Kan mı Bizim, Bir Pazartesinin Kırmızı Öyküsü 

”Tehlike ne kadar yaklaşırsa gerçekleşeceğine inanmamak” Rıza Can Aşık’ın kaleminden… İspanyolca Crónica de una muerte anunciada, İşleneceğini Herkesin Bildiği Bir Cinayetin Öyküsü. Márquez‘in kitabına verdiği isim. Türkçeye Kırmızı Pazartesi adıyla çevrilmiş. Orijinal ismi kitabın başında pasif bir tepkiselliğe Türkçe ismi ise yaşanan olayların sonucunda kanlar içinde kıvranan Santiago Nasar’ın durumuna vurgu yapıyor gibi. Ben kitapta […]

devamını oku

Kardeşim Halit

Emre Taş’ın kaleminden… Suriye iç savaşıyla birlikte Türkiye’ye büyük bir göç hareketi başlamıştı. Buraya gelen ilk dalga göçmenlerin büyük bir bölümü savaşın dehşetini yaşayan, savaşamayacak durumda olan kadın ve çocuklardı. Suriye’de kalan genç erkekler ise mevcut yönetim tarafından ya askere alınmış ya da oradaki silahlı grupların birine katılmak zorunda bırakılmıştı. Bu gruplardan en tehlikelisi bilindiği […]

devamını oku