Sevgili kitap kurdu dostlarım çok iyi bilir ki kitap okuma bağımlılığı okuyucunun damarlarında dolaşan bir bağımlılık haline geldiği zaman kurtulması mümkün olmayan bir hastalığa dönüşür.
Bulaşıcı bir hastalık evet… Daha doğru nasıl tarif edilebilir ki?
Her hastanın bünyesinde gösterdiği etkiler farklıdır elbette.
Kimisi sanki dünya üzerinde başka seçenek yokmuşçasına bir yazarın birden çok kitabını ard arda okumasıyla bağışıklık kazanırken, kimisi bir anda birden fazla muhtelif meseleler görmekten beynini dış dünyadan soyutlamakla bir nevi anestezi olur.
Bazıları ise belli dönemlerde farklı yazarlara ait aynı içerikte kitapları okumakla ileri derece virüse yakalanır ve bedeni tümüyle bu virüsle kaplanır.
İşte sevgili okurlar, ben muhterem dostunuz da saydığım etkilerden sonuncuna maruz kaldığım bir dönemdeyim.
Okurluk ve yazarlık işlerini bu tür bir betimlemeyle anlattığım için garipseyenler olacaktır elbette. Ama kitaplarla bağ kuran her birey demek istediğim şiddetli arzunun ancak bedeni ve ruhu saran bir hastalıkla tabir edilirse noksansız olacağında belki de benimle hemfikir olacaktır.
İşte benim bu yazıda size anlatacağım kitap, 2025 sonu ile 2026 başı arasındaki o “Acaba bu yıl bizi neler bekliyor?” sorusu gibi bu gizemli geçiş sürecine eşlik edecek güzel bir konuya sahip. Elbette polisiye romanlarını okumaya çocukluğumda Sherlock Holmes okuyarak başlamış, Agatha Christie’nin naif trajedilerine o yıllardan beri hayranlık duymuşumdur. Yaş geçtikçe ve insan kendi tabiriyle biraz daha olgunlaştıkça daha felsefi ve derin konulara -anlamak tabiri biraz iddialı kaçsa da- ilgi duymaya başlıyor diyebilirim.
İşte size bahsetmek istediğim bu kitap, yani “Garip Meslekler Klübü” adlı eserde, kitabın türü her ne kadar “Polisiye” olarak geçiyor olsa da ben bir de “Felsefe” eklemesi yapmak istiyorum.
Yine bir kitapçı dükkanında değişik kitap avına çıkmışken ismiyle dikkatimi çeken bu harika eserin 1000Kitap gibi bir sitede 75 okuyucu tarafından okunduğu gerçeği hâlâ beni şaşırtıyor. O yüzden bende bu garip ama anlamlı eğlenceli ama düşündürücü bu eseri birkaç kişiye daha tanıtmak için kollarımı sıvadım.
Aslında bakarsanız kitap; konusu “…bir kadın ve bir erkek tanışıp aşık olmuşlar…” ya da “…Şehre yabancı bir genç gelmiş…” gibi olay örgüsü sırayla devam eden bir roman değil.
Kitap 6 hikayeden ve bu hikaye içerisinde Grant Basill ile dostu Bay Swinburne’nin başına gelen çeşitli tuhaf olayları konu alıyor. Her bölümün son 2 sayfası gelene dek ne olduğunu anlamakta zorlanıyor ve çözmeye çalıştıkları vakaların altında görünen dışında tek bir sebeb bile bulamıyorsunuz. Fakat Grant her olayın ve insan davranışının ardında yatan görünenin dışındaki sebebleri ortaya çıkararak bilirkişi tahtına oturuyor. İşte kitapta anlatılmak istenen en ince çizgide bu sanırım.
“Asıl garip olan insanların mantık diye kurdukları bir hapishanenin duvarlarının ardında duygularla ve içgüdülerle hareket etmekten korkan tek düze robotlar halinde yaşamasıdır.”
Basil Grant karşısına çıkar her olayı mantıkla değil hayal gücüyle çözüyor.
Bu olayların çözümü de bizleri kitabın başlığıyla, yani “Garip Meslekler Kulübü”yle tanıştırıyor.
Bu kulüp “Her üye, dünyada yalnızca kendisinin yaptığı bir mesleğe sahip olmalıdır.” ilkesini düstur edinmiş tuhaf mesleklere sahip insanların bir arada bulunduğu bir cemiyettir.
Chesterton’a göre modern toplum:
• Aynı meslekleri
• Aynı idealleri
• Aynı mutluluk tariflerini
“akıl” ve “ilerleme” adına dayatır. Kitaptaki “garip” işler ise bu tek tipleşmeye karşı yaratıcı bir başkaldırıdır.
Bu başkaldırı da bizleri yazarın imzası haline gelmiş bir paradoksun içerisine sürüklüyor.
Belki de Garip Meslekler Kulübü’nün asıl başarısı, bize yeni bir dünya kurmak değil; alıştığımız dünyaya yeniden bakmayı öğretmesidir. Çünkü Chesterton’ın anlattığı gariplikler, mesleklerde değil; bizlerin “normal” diye kutsadığı kalıplardadır. Mantık adına inşa ettiğimiz düzen, zamanla ruhu dışarıda bırakmış; akıl ilerlerken hayret geri çekilmiştir.
Basil Grant’in her vakada yaptığı şey tam olarak budur: Olayları çözmekten önce insanı kurtarır. Görünenin ardına geçer, sebebi sonuçtan daha değerli görür ve okura şunu fısıldar: Her açıklama doğru olmayabilir ama her merak, insanidir.
Bu yüzden Garip Meslekler Kulübü, yalnızca polisiye sevenlere değil; düşünmenin hâlâ bir erdem olduğuna inananlara yazılmış bir kitaptır. Belki bu kulübe resmen üye olamayız; ama kitabı kapattığımızda, gündelik hayatın sıradanlığına biraz daha şüpheyle bakıyorsak, Chesterton amacına ulaşmış demektir.
Ve belki de en garip meslek,
Düşünmeye cesaret eden bir okur olmaktır.
Kitap Kurdu dostlarıma,
Hibemden,
Sevgilerimle…
-Hifa Berre Toprak-
*
Her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple yazı ve şiirlerin bu sayfadan başka bir yerde yayınlanması yasaktır. Ancak; kaynak, yazar ve şair ismi belirtilerek ya da site bağlantısı eklenerek paylaşılabilir. Aksi paylaşımlar 5846 sayılı kanuna tabidir.