Rıza Can Aşık’ın kaleminden…
‘’Bir artı sıfır’’ bir hayatı yaşamakla bir değer için yaşamak arasında gidip gelen George’un hayata tutunduğu tek manevi bağı, aklı kıt kudretli dev Lennie’dir. Yetersiz zekasını cüssesi kadar büyük kalbiyle tamamlamaya çalışan Lennie de yürekten bağlıdır George’a. George ve Lennie, umutları için kendilerini yollara vuran Amerikan rüyasının lanetlilerinden sadece iki kişidir. Göçebe tarım işçileri olarak hiçbir zaman kendilerinin olmayacak topraklarda ekilir ekin olurlar ezilir un olurlar ve sonunda toprak olurlar ama hiçbir zaman toprak onların olmaz. Ancak bu umudun peşinden koşmaktan da geri durmazlar. ‘’Günün birinde parayı denkleştirip küçük bir ev satın alacağız, birkaç dönüm toprağımız olacak, bir ineğimiz, birkaç domuzumuz ve ihtiyacımız olan her şey kendi toprağımızda olacak. Büyük bir sebze bahçemiz, bir kümes dolusu tavşanımız ve bir de tavuklarımız olacak tabii. Kışın yağmur yağdığında boş ver işi gücü deyip sobanın içine iyice doldurup kibriti çakacağız, sonra da sobanın yanına oturup sıcacık evimizde çatıya damlayan yağmuru dinleyeceğiz…’’
Bu umut ikisini çiftlik çiftlik gezdirip sonunda Soledad şehrine sürükler. Soledad İspanyolca’da yalnızlık, tek başınalık anlamına gelir. Zaten bu şehirde çalışacakları çiftlikte de karşılaştıkları herkes bir şekilde yalnızdır. Çiftlik hiyerarşisindeki piramidin en üstündeki çiftlik sahibinin oğlu Curley ve eşinden en altındaki zenci Cooks’a kadar manen hepsi yalnızlık duygusunu yaşarlar. Kimisi elindekileriyle yetinemeyip elde edemeyeceği bir hayatın arzusuyla yalnızdır, kimisinin yalnızlığı düzenin çalışmaktan başka bir şeye fırsat vermeyerek aile kurmalarına engel olduğu çiftlik işçilerinin yalnızlığıdır, kimisininki yaşlılık ve ölümü beklerkenki, kimisininki zenci olmaktan kaynaklanan ırkçı bir toplumda öteki olmanın yaşattığı yalnızlıktır. Herkesin bir şekilde yalnız ve mutsuz hissetmesi sistemin tamamına yönelik bir göndermedir. Diyebiliriz ki birbirinden bağımsız okuyamayacağımız üç çeşit yalnızlık vardır kitapta; bireysel yalnızlık, toplumsal yalnızlık, sistemsel yalnızlık.
Yazar üçüncüsünün üzerinde durarak sömürünün nasıl inşa edildiğini anlatır bize. George ve Lennie üzerinden anlattığı, ikisininde hikaye boyunca ‘’biri’’ olabilmek için yaptıkları hayat mücadelesini anlatır. İnsan birisi ancak başkasıyla olabilir. Başkasının varlığı fiziksel bir varlığın ötesinde duygusal bir bağdır. George ve Lennie bu bağın sayesinde hayatta kalabilmişler ve geleceğe dair bir hayatı hayal edebilmişlerdir. Bu düşten mahrum kalan çiftlik arkadaşları yaşamlarındaki anlamsal boşluğu aylıklarını aldıkları gibi şehre inip kerhaneye gitmekle, sarhoş olmakla anlık zevklerle doldurmaya çalışırlar. George da bazen Lennie’siz bir hayatı düşünüp kafasının içinde bu tekliflere meylettiği zaman içinden şöyle geçirir; ‘’Tanrım yalnız olsaydım ne kadar rahat bir hayatım olurdu benim. Bir iş bulur, başımı belaya sokmadan yaşar giderdim. Kafam rahat olurdu. Ayın sonu geldiğinde de elli papeli cebime indirdiğim gibi kasabaya gider, canım ne isterse onu alırdım. Bütün bir geceyi genelevde bile geçirebilirdim. Canımın istediği yerde yemek yer, otele ya da başka bir yere karnımı doyurmaya gider, canım ne çekerse onu sipariş verirdim. İşte bütün bunları her ay yapabilirdim. Koca bir şişe viski alabilirdim ya da ne bileyim bir bilardo salonuna girip kağıt oynardım, belki de bilardo oynardım’’ Bu düşünceler çok sürmez Lennie’ye sevgisi ağır basar bencilce hislerinden vazgeçer, Lennie ile yoldaşlığına devam eder.
Yalnızlık şehri Soledad’taki çiftlikte hayallerine ortak olacak üçüncü bir kişi eklenir. Birikmiş parasıyla George ve Lennie’nin kendilerine ait bir toprak alabilmeleri için onlara katılmak ister bir elini çiftlikte çalışırken kaybeden yaşlı Candy. Candy kötürüm kaldığı için çiftlikte yaşamasına izin verilmiş ancak artık iyice yaşlanmasından dolayı bir gün kapı dışarı konacağından endişelidir. Onunda sonu birlikte yaşlanmış köpeğinin sonu gibi olacağını bilir. Candy’nin küçüklüğünden beri sahip olduğu ve çiftliğe hizmetleri olan köpeği artık iyice elden ayaktan düşmüştür, zor nefes almakta, dökülen dişlerinden dolayı doğru düzgün yemek bile yiyememektedir. Sahip olduğu kötü koku diğer çiftlik işçilerini rahatsız etmekte işe yaramaz hali hepsine bir zararı olmasa da yük olmaktadır. Candy’ye sık sık artık onu öldürmesi gerektiği konusunda baskı yapar çiftliğin diğer işçileri. Kokusu, dökülen tüyleri, varlığı ve iş görememesi ölümüne sebep olarak görülür arkadaşları arasında. Candy bu fikre epey direnir ancak bir gün diğer çiftlik üyelerinin de hemfikir olmasıyla bu karara karşı çıkamaz. Kendisinin infazı gerçekleştirmeye cesareti yoktur, onun adına bu teklifi her defasında dile getiren Carlson gerçekleştirir. Üzülmemesi ve merak etmemesini hiç acı çekmeyeceğini, köpek için en doğrusunun bu olduğunu anlatıp teselli etmeye çalışarak gerçekleştirir bu infazı. Carlson köpeği usulca boynundan çekip götürürken Candy uzandığı yatağından son kez bile dönüp bakamaz köpeğine, son kez görmeye bile cesaret edemez onu. Dışarıdan kurşun sesini duyunca da sırtını yatağında duvara döner ve kimseyle konuşmadan kendisininde tamamen işe yaramaz bir hale geldiğinde sonunun köpeği gibi olacağını ensesine bir kurşun sıkılmasa bile kapının dışına atılacağını çok iyi bilir.
Yazar Candy’nin köpeği üzerinden artık istenmeyen dışlanan sistem için gereksiz görülen bir öznenin sonunun nasıl olacağını spoiler olarak bu bölümde bize verir. Nitekim George’in yoldaşı yarım akıllı dev Lennie’nin de sonu Candy’nin köpeği gibi başkasının ona acı çektirmemesi için George eliyle ensesinden tek kurşunla gerçekleşir.
Lennie çocukken evlat edinilmiş teyzesi Clara’nın ölmesiyle hayattaki tek kişisi ve hamisi George ile hayatta kalabilmiştir. Zeka geriliği olan bu dev oğlan verilen her işi fazlasıyla yapar iki kişilik çalışır. Küçüklüğünden beri yumuşak şeylere dokunma gibi bir zevki vardır. İpek, pamuk, küçük hayvanları ellemekten onlara dokunmaktan sevmekten zevk alır, ancak cüssesinin gücü ve zekasının geriliği onları severken istemeden de olsa zarar vermesine sebebiyet verir, bu da başına zaman zaman türlü dertler açar. Lennie’nin masum sevgisinin kirlenmiş bir düzende filizlenmesine müsade edilemeyeceğini anlatır Steinbeck bize. Ve böyle birisinin biri değil ancak çiftliğin ötekisi olabileceğini gösterir. Kirlenmiş bir toplumda temiz kalmak, temiz bir sevgiye sahip olabilmek, masum kalabilmek büyük bir suçtur. Lennie bu suçu işlemiştir.
*Ben kendim de bayağı uzun bir süre göçmen işçiydim. Öykünün geçtiği yerlerde çalıştım. Karakterler bir yere kadar, çeşitli insanların karışımıyla ortaya çıktı. Lennie ise gerçek biriydi. Şu anda Kaliforniya’daki bir akıl hastanesinde. Onunla haftalar boyunca yan yana çalıştım. Gerçek Lennie bir kızı değil, bir ustabaşını öldürdü. Kızgındı, çünkü patron arkadaşını işten çıkarmıştı, Lennie de dirgeni karnına saplayıverdi. Bunu arka arkaya defalarca yapışını izlediğimi anlatmaktan nefret ediyorum. Onu, çok geç olmadan durdurmayı başaramadık. (The New York Times röportajı, 1937, John Steinbeck)
-Rıza Can Aşık-
*
*
Her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple yazı ve şiirlerin bu sayfadan başka bir yerde yayınlanması yasaktır. Ancak; kaynak, yazar ve şair ismi belirtilerek ya da site bağlantısı eklenerek paylaşılabilir. Aksi paylaşımlar 5846 sayılı kanuna tabidir.