Goya’nın Çocuklarını Yiyen Satürn tablosu; sağır kaldıktan sonra evinin duvarlarına çizdiği Kara Resimler olarak bilinen on dört resimden en meşhuru. Satürn doğan çocuklarının yerine geçmesinden korktuğu için onları doğumlarından hemen sonra yer. İktidarının hırsı ben olmazsam olmaz anlayışının bu tabloda en güzel yansıtılan hallerinden birisi. Hiçbir iktidar gibi onunki de sonsuza dek sürmez, nihayet karısının altıncı oğullarını Girit’te saklamasıyla son bulur. Jüpiter babasının yerine geçer.
Tabloda Satürn’ün arkasındaki karanlık fon, ağzını büyükçe açması gözlerinin beyazından uzaklaşmış bebekleri çıldırmışlık halini yansıtıyor. Oldukça alegorik bir anlatıma sahip bu tablo ürkütücü havasıyla uzun süre bakmamıza mani olsa da gerçeklikle yüzleşmeye cesareti olanlara çok şey anlatıyor. İspanya iç savaşına şahit olan Goya savaşlar ve devrimler sırasında ülkesinin durumuna, yaşlılığın gençlikle savaşına, insanın zaman karşısındaki ölümsüzlük hissiyle hareket etsede en sonunda mağlup oluşuna yorulabilir.

Goya muhtemelen Peter Paul Rubens’in 17. yy lın ilk yarısında aynı temayı işleten tablosundan esinlenmiş olabilir. Goya’nın tablosunda bu işi yaptığı için delirmiş bir hüviyete sahip gibi görünen Satürn, Rubens’in tablosunda yaptığı işten daha emin ve bilinçli gibi görünmektedir. Bu belki de daha ürkütücüdür. Bilinçli olarak yapması kendi gücünü, gençliğini ve iktidarını elde tutabilmek için masum çocuğunu acımasızca yiyebilen bir katil olmasındandır.
Günümüz yorumunda Epstein skandallarını anımsatmıyor değil bu tablolar. Piramidin zirvesinde oturduğunu zanneden modern putlar siyasi iktidarlarını ilahi bir mevki zannederek benzer cürümleri işleyebilmelerini sağlayabiliyor. Genç kalabilmek adına onlar da masum çocukların kanlarından beslenebiliyor. Baal dedikleri şeytanları için kurban ritüelleri düzenleyip, seks ayinleri yapabiliyorlar. Goya’nın tablosunun da orijinal duvara çizilmiş halinde Satürn’ün çocuğunu yerken penisinin erekt halinde olduğu söyleniyor. Bu tarz cinsellikle yapılan ritüellerle ilgili alakası Lascaux mağaralarındaki çizimlere kadar götürülebilir. İlk insanlarda ritüellerini cinsellikle bütünleştirmişler orgazmı bir yükseliş olarak ritüellerine eklemişlerdir. Epsteinci iktidar kutsal saydıkları adalarında ritüellerine kaçırdıkları çocuklarımızla kurban ayinleri yaparken, dünyanın diğer coğrafyalarında da büyüyünce iktidarlarına son verir korkusuyla kitle imha silahlarıyla çocuklarımızın ölümlerine güle oynaya sebep oluyorlar. Üstelik Satürn gibi yaptığı işten çıldırmadan delirmeden gayet zevk alarak.

Epsteincı iktidarın cinsellikle gerçekleştirdiği ritüellerinin motivasyonları insanın çıldırmaya müsait duygusal tohumlara sahip olduğunu korkutucu bir şekilde resmetmesiyle aynı zamanda sanatın bir nasihat biçimi olarak da okumamız mümkün. Sanatın çırılçıplak ve cesur anlatımı insanlığın sağduyusu ve vicdanıdır diyerek bir film bir de kitap önerisiyle yazıma son vereyim. Film; Goya’s Ghosts (Goya’nın Hayaletleri) ressamın hayatı ilham kaynağı İnes’i konu alıyor. Kitap ise; Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Resim, Caretta Yayıncılık imzası taşıyor. Goya ve bir çok ressamın eseri hakkında hikayeler bulucağınız bu kitap da kulağınıza küpe olsun.
-Rıza Can Aşık-
*
*
Her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple yazı ve şiirlerin bu sayfadan başka bir yerde yayınlanması yasaktır. Ancak; kaynak, yazar ve şair ismi belirtilerek ya da site bağlantısı eklenerek paylaşılabilir. Aksi paylaşımlar 5846 sayılı kanuna tabidir.