Hifa Berre Toprak’ın kaleminden… Bir sonbahar ikindisi, Güneş batmaya beş kalaydı umudumu ciğerlerimden taşıra taşıra soluyarak çıktığımda dar yokuşlarından İstanbul’un…Yine
(Şükrü Erbaş’ın “Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz” şiirine bir nazire) Çünkü onlar hafif meşrep insanlardırDeğişen bir dünyaya karşıHiçbir duruşları olmadanKendilerine dayatılan her
Hifa Berre’nin kaleminden… Bir yağmur farz edersek hislerimizdeki samimiyeti,Kurak bir toprağa doğmuş suya hasret çocuklarız her birimiz.Bir eli tutmanın bin
Mırıldanırken şol sevda türküsünü ol şeyda bülbülUmmadık ummanlara düşüp seyran ettirirDalından koparırsan solmaz mı ol kırmızı gülElbette uzaktan izlemek belki
Umut Tolga Bulut’un kaleminden… eskilerden aldığı bir tavrı vardı tatlı sertbakardı koşumlarına kıvrak geceninorada donuk gülüşüyle kahveci çırağıgurbet diye sayıklardı
Furkan Alp’in kaleminden… Geberiverdi sevimli tavşan sekerkenUyanıverdi İtalyan aşçıyı seyrederken Kendisini dürbünlü tüfekle vuran oyduŞimdi onun mutfağında onu seyrediyordu Bahçesindeki
Hasret Topçu’nun Kaleminden… Ey benzi solgunEtine sımsıkı yapışan nergisim benimSenden hiçbir şey kalmayıncaya kadar bakadur o ince tülün ardındanYaşam geri