01 Tem 25 - Sal 4:04:am Sine-i Millet
Dark Light

Blog Post

Sine-i Millet > Tarihten Notlar > Tanzimat’a Giden Süreçte Nizam-ı Cedid ve Kabakçı İsyanı (1792-1807)

Tanzimat’a Giden Süreçte Nizam-ı Cedid ve Kabakçı İsyanı (1792-1807)

Furkan Alp’in kaleminden…

Nizam-ı Cedid, “yeni bir düzen vermek” anlamına gelmekte olup “Nizam-ı Kadim” kavramının karşıtı bir anlama sahiptir. Nizam-ı cedid kavramının, ihtilâl Fransası’ndaki, 2. Joseph dönemi (1780-1790) reformları ışığında ve Avusturya’daki gelişmelerden hareketle eski düzene karşı bir yeniden yapılanma olarak algılandığı açıktır.

Şunu anlamak gerek: 18. yüzyıl aydınlanma felsefesi ve sanayi inkılabının değiştirmekte olduğu şartlar Avrupa’da var fakat bizde yok idi. Nizam-ı Cedid reformları çeşitli sebeplerle eski düzenin korunmasını isteyen geniş kitlelerin tepkisini çekmiş ve yine başka tür bir ihtilalle sonuçlanıp 3. Selim’in tahtına ve hayatına mâl olmuştu (Kabakçı Mustafa İsyanı).

1790’lardan sonra Cedid hareketi hayat bulmaya başladığı yıllara gelindiğinde, medeniyet ve devlet yapısındaki bozulmalar hatta reforma duyulan ihtiyaç konusunda çeşitli eserler kaleme alınmıştı. Bu eserlerde eski yüzyıllar için “altın dönem” söylemi öne çıkarılmıştı, köklü değişimlerin bidat diye algılanma geleneği, fonksiyonel fayda temin edebilecek reformların menfi algılanmasına sebep oldu.

Ne Atabegan-ı Saltanat ne padişah direktifindeki layihalar ne de objektif mağlubiyetler, Müslüman Osmanlı’nın kafir Avrupa’dan daha üstün olduğu anlayışını tam olarak kıramadı. Aslında buradaki mefhum körü körüne tekebbür değildi elbet; devlet görevlilerinin ve Millet-i Hakime’nin büyük bir bölümü, mağlubiyetlere sebep olarak Osmanlı kadim düzeninden ayrılmayı görüyordu. Yani çözüm “cedid bir reform” değil “kadim bir öze dönüş” idi.

Nizam-ı Cedid hakkında hazırlanan layihalarda; yenilenme önerileri neredeyse tamamen askeriye ile sınırlı kalmıştır. Buna sebep olarak, yeni bir nizam verilmesine dair müslüman ahalinin en az tepki göstereceği sahanın seyfiyye olacağını tahmin etmek zor değildir. Dar bir kadro oluşturan reform ekibi içinde önemli devlet yetkilileri bulunmaktaydı. “Atabegan-ı Saltanat” olarak da bilinen, padişah çevresindeki küçük kadro, bir gizli kabine gibi çalışmaktaydı. Kadronun haricindeki -başta sadrazam olmak üzere- diğer divan üyeleri de dışlanmış hissederek reformlara karşıtlık yapmışlardır.

Yeniçeri, cebeci, topçu, arabacı, humbaracı ve lağımcı gibi eski askeri ocakların ilgası mümkün olamadığı için ıslah edilmeye çalışıldı. Mühendishane-i Bahri-i Hümayun ıslah edildi ve 1795’te Mühendishane-i Berri-i Hümayun kuruldu. Ticaret filosunun takviyesi için özel teşebbüsün ve bilhassa devlet ricalinin gemi işletmeciliğine girişmesi teşvik edildi. Bunlar Devlet-i Aliyye’nin, kurtulma ümidiyle yaptığı ıslahat hamleleriydi. Levend Çiftliği başta olmak üzere İstanbul’un çeşitli yerlerinde yeni kışlalar yapıldı. Anadolu şehirlerinde cedid askeri üsleri inşa edildi. Bunlar cedid nizamda yani yeni savaş usulleriyle çalışan ve biçim olarak da batıyı taklit eden askeri birliklerdi.

1805’de; Reformlar bir bidat, bir zulüm ve “gavurlaşma” şeklinde görülmeye başlandı. 1806’da; Rumeli ayanının, Nizam-ı Cedid uygulamasının genişletilmesine karşı çıkmasıyla Edirne Vakası meydana geldi.

Vahim olaylar 3. Selim idaresine ağır bir darbe vurdu ve ardından Kabakçı İsyanı’nı getirdi.  25 Mayıs 1807’de başlatılan ve halkın katılmadığı isyan, 4 gün sonra Nizam-ı Cedid’in ilgasıyla, 3. Selim’in tahttan indirilmesi ve Nizam-ı Cedid ricalinin idamıyla sonuçlandı. Uzun yıllar eğitilen binlerce Nizam-ı Cedid askeri ise asilere karşı kullanılamadı. Cedid hareketi, bu şekilde sona erdi. Bu isyan ile başlayan yeni devir, yeniçerilerin devlet işlerine karışmaları ve her türlü aşırılıklarla geçen bir kargaşa dönemi oldu.

 Bu kısa ve ilginç dönem; 3. Selim’i tekrar tahta geçirip Nizam-ı Cedid’i ihya etmek üzere bir karşı darbe girişiminde bulunan Alemdar Mustafa Paşa’nın müdahalesi ve 2. Mahmut’un tahta çıkarılmasıyla son buldu (28 Temmuz 1808). Bu müdahale sonucu, Alemdar Mustafa Paşa da sadrazam oldu. Nizam-ı Cedid ismiyle meşhur Cedid Hareketi; Kabakçı İsyanı ile kapanmıştır. Esasen bir çare arayış olarak da anlaşılabilecek yenilenme ve yeniden yapılanma hareketleri, 2. Mahmut’un Yeniçeri Ocağı’nı kaldırdığı 1826’ya kadar uzun bir zaman için tamamen kapanmıştır.

Tarihçilerin çoğu tarafından, Kabakçı Mustafa İsyanıyla birlikte Osmanlı ıslahatlarına ara verildiği ve böylece çağın maddi gerekliliklerine uzak kalındığı tesbiti yapılır. Peki ya Sultan 2. Mahmut’un 1826’da Yeniçeri Ocağını yok etmesiyle başlayan ve 1839’da Tanzimat Fermanı ile devam eden, devletin hemen her şeyinin modifiye edilmesi süreci, çağın maddi gerekliliklerini yakalamış mıdır yoksa “maddi gereklilik putu”na mı yakalanmıştır?

-Furkan Alp-

*

*

Her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple yazı ve şiirlerin bu sayfadan başka bir yerde yayınlanması yasaktır. Ancak; kaynak, yazar ve şair ismi belirtilerek ya da site bağlantısı eklenerek paylaşılabilir. Aksi paylaşımlar 5846 sayılı kanuna tabidir.

Visited 54 times, 1 visit(s) today

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir